Turistik Turlar

Hz. Meryem Ana Evi

Meryem Ana Evi, Selçuk’a 9 km. uzaklıktaki Bülbül Dağı üzerinde bulunmaktadır. İsa’nın ölümünden 4 ya da 6 yıl sonra St. John’un Meryem Ana’yı Efes’e getirdiği bilinmektedir.
1891 yılında Lazarist papazlar Alman rahibe A.Katherina Emmerick’in rüyası üzerine Meryem Ana’nın son günlerini geçirdiği evin araştırmalar sonunda bu ev olduğunu ortaya çıkarmışlardır.
Bu olay Hıristyanlık dünyasında yepyeni bir buluş olmuş ve tüm dünya din alemine ışık tutmuştur.
Haç planlı ve kubbeli olan bu yapı daha sonra restore edilmiştir.
Müslümanlarca da kutsal sayılan evde Papa VI.Paul’un 1967 deki ziyaretinden sonra her yıl Ağustos ayının 15. gününden ayinler düzenlenmekte ve bu ayinler büyük ilgi görmektedir.

Efes Antik Kenti

Efes Antik Kenti Tarihi
Selçuk ilçesindeki Efes Antik Kenti ve kentin çevresinde yapılan kazılardan elde edilen bilgiler kentin tarihinin milattan önce 6000 yılına dek uzandığını gösteriyor. Kurulduğu dönemden başlayarak yerleşimin sürdüğü yıllar boyunca bölgenin en önemli liman kentleri arasında yer alan Efes, uzun tarihi süresince birçok farklı uygarlığın egemenliği altına girmiş.

Hititler döneminde Apasas adıyla anılan kente daha sonra Yunanistan’dan göçmenler de gelmiş ve zamanla şehir Artemiz Tapınağı çevresine doğru taşınmış. Efes Antik Kenti’nin günümüze ulaşan son hali ise efsanevi imparator Büyük İskender’in generallerinden biri tarafından inşa ettirilmiş.

Milattan önce 560’larda Artemis Tapınağı çevresine doğru taşınan kent, milattan sonra 300 yıllarında Büyük İskender’in generali Lysimakhos tarafından yeniden kurulmuş. General Lysimakhos kenti yeniden inşa ettirirken ızgara plan adı verilen düzeni kullanmış ve bu plan sayesinde kentteki tüm caddeler ile sokakların birbirini dik şekilde kesmesi sağlanmış.

Agora Antik Kenti

İzmir'in Namazgâh semtinde bulunan Agora, Roma Dönemi'nden (M.S. 2. yy) kalmadır ve Hippodamos şehir planına göre merkeze yakın yerde üç kat halinde inşa edilmiştir. İzmir Agorası, İon agoralarının en büyük ve en iyi korunmuş olanıdır.
Agora etimolojik olarak “kent meydanı, çarşı, pazar yeri” anlamına gelir. Agora’daki ilk kazılar yapının kuzeybatı bölümünde, 1932-1941 yılları arasında R.Naumann ve S.Kantar tarafından yapılmıştır. 1996-1998 yılları arasında İzmir Müzesi adına kazılara kısa aralıklarla devam edilmiştir.
İzmir Agorası’nın dikdörtgen formda, ortaya geniş bir avlu etrafında sütun ve kemerler üzerine inşa edilmiş, üç katlı ve önünde merdiveni olan bileşik bir yapı olduğu anlaşılmıştır. Agora’nın kuzey kapısında bulunan Tanrıça Vesta kabartmasının, ilk dönem kazılarda çıkarılan Zeus Sunağı kabartmalarının devamı olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca Tanrı Hermes, Dionysos, Eros, Herakles heykellerinin yanı sıra birçok erkek, kadın, hayvan heykeli, kabartma, figürin, mermer, kemik, cam, maden ve pişmiş topraktan eserler ortaya çıkarılmıştır. Bulunan yazıtlar 178 depreminde kente yardım edenler hakkında bilgiler vermektedir.

Kapadokya

Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en popüler turizm merkezlerinden biri olan Kapadokya'nın ünü tesadüf değil. Kalkolitik çağdan beri bir yerleşim yeri olarak kullanılan ve büyülü atmosferiyle UNESCO’nun Dünya Mirası Listesine girmiş olan Kapadokya hakkında öğrenecek çok şey var. İlk bakışta Kapadokya hakkında bilmeniz gerekenleri beraber keşfedelim.

Kapadokya Tarihi
Kapadokya toprakları, günümüze kadar çok farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Bu topraklarda yaşadığı bilinen en eski uygarlık Asurlar olarak kaydedilmiştir. Asurlardan sonra bölgenin Hititlerin hakimiyeti altına girmesiyle birlikte bölgede büyük bir imparatorluğun da temelleri atılmıştır. MÖ. 12’inci yüzyıla kadar süren Hitit egemenliğinden sonra bölgede karanlık bir dönem başlar. MÖ. 332’de krallıklar arasında çıkan çatışmalar, ticaret yollarına hakim olma mücadelesi ve Büyük İskender’e karşı gösterilen direnişler, Kapadokya tarihinin zenginliğini anlamaya yeter. Sonraları bölgeye Hristiyanların gelmesiyle birlikte yeni bir çağ başlar. 7 ila 13’üncü yüzyıllar arasında baskılardan kaçan Hristiyanların sayısının artmasıyla birlikte Kapadokya en önemli Hristiyanlık merkezlerinden biri haline gelmiştir. Coğrafi konumu ve iklim özelliklerinin etkisiyle uygarlıkların cazibe merkezi haline gelmiş bu topraklarda yapılan kazılarda, yerleşim yerlerinin Kalkolitik döneme dayandığı tespit edilmiştir.

BIZE ULAŞIN

 

TURİSTİK TURLAR İSTEK FORMU

    Ad Soyad (*)

    E-posta (*)

    Telefon (*)